pişman olacaklar


Ve bu kalabalıkta her zaman öne çıkan tek kişi vardı.
On yedi yaşındaki Alex, engelli arabasında yavaşça koridordan geçiyordu. Doğumundan beri ona bağlıydı ve tüm bu yıllar boyunca okul, kendini rahat hissedebileceği bir yer olmamıştı. Çocukluğundan beri arkasında kahkahalar duyuyor, bakışlara maruz kalıyor, alay ve zorbalıkla başa çıkıyordu; bu durum zamanla birçok kişi için sıradan, neredeyse normal bir şey haline gelmişti.
Artık tepki vermemeyi, umurunda değilmiş gibi davranmayı öğrenmişti, ama içten içe her şey hep oradaydı.
O gün sadece sessizce sınıfa gitmek, kimseyle karşılaşmamak ve kimseyi fark etmemek istiyordu. Ama kader başka planlar yapmıştı.
Köşeye neredeyse gelmişti ki, birden onu fark etti. Yıllardır hayatını çekilmez hale getiren o sınıf arkadaşı.
Alex fark ettirmeden yönünü değiştirmeye, kenara sapmaya, görmezden gelmeye çalıştı ama artık çok geçti.
O onu çoktan görmüştü.
— Oo, bu da kimmiş, kendi arabasıyla mı geliyor? — dedi alaycı bir gülümsemeyle ve ona doğru bir adım attı — Nereye kaçmak istiyordun? Benden mi korkuyorsun?
Alex ona bakışlarını kaldırdı ve sakin kalmaya çalıştı.
— Hayır, sadece çirkin yüzünü görmek istemiyorum.
Serseri daha da geniş bir şekilde gülümsedi, sanki tam da bunu bekliyordu.
— Ben aksine, seni özledim. Uzun zamandır görüşmedik. Seni tekrar ağlatacak bir şey bulmamız gerek, tıpkı dördüncü sınıftaki gibi.
— Ağlamayacağım. Hatta deneme bile.
Konuşurken, çevredeki diğer öğrenciler de toplanmaya başladı. Bazıları sadece kim olduğunu görmek için durdu, bazıları hemen telefonunu çıkardı ve “ilginç bir video” bekledi, bazıları ise ne olacağını beklemeden gülüyordu.
Alex yanlara bakmamaya, tepki vermemeye ve istediklerini vermemeye çalıştı. — Bakalım şimdi, — dedi serseri ve bir adım daha yaklaştı — Anneni çağıracak mısın, yoksa hayır? Çocuklar, kaydediyor musunuz?
— Evet, evet, kaydediyoruz! Bu viral bir video olacak — kalabalıktan duyuldu.
Tam o anda arkadaşlarından biri, buz gibi suyla dolu iki plastik kova ile geldi. Onları uzattı ve koridorda anlık bir gergin bekleyiş oluştu.
Serseri acele etmedi; sanki anın tadını çıkarıyordu. Sonra aniden ilk kovayı kaldırdı ve içindekileri doğrudan Alex’in başına döktü.
Soğuk su onu anında vurdu. Bütün vücudu titredi, giysileri hemen ıslandı, su yüzünden, kollarından akıyor ve yere damlıyordu.
Kalabalıktan kahkahalar yükseldi. Onun toparlanmasına izin vermeden, serseri ikinci kovayı da alıp üzerine döktü.
Artık Alex tamamen ıslak, soğuktan titreyen, omuzları düşmüş bir şekilde oturuyordu ve onların daha ne yapabileceğini anlamıyordu. Ağlamıyordu ama bakışlarında her şey vardı — korku, yorgunluk ve çaresizlik.
Çevredeki insanlar hala gülüyor ve kaydediyordu.
Ama hiçbiri, birkaç dakika içinde yaptıklarından pişman olacaklarını tahmin edemezdi. 😨😲 Hikayenin devamını ilk yorumda bulabilirsiniz 👇👇
Kalabalıktan, çoğu kişinin henüz tam olarak tanımadığı bir kız çıktı. Yeni gelmişti ve neredeyse kimseyle konuşmamıştı. Adı Emma’ydı.
Sakin bir şekilde yaklaşarak önce Alex’e, sonra serserilere baktı ve kararlı bir sesle dedi ki:
— Bırakın onu rahat.
O an ona doğru döndü, şaşkındı ama hâlâ kendinden emindi.
— Sen kimsin? Git buradan, yoksa çok geç olur.
— Yoksa ne olacak? — diye cevapladı sakin bir şekilde, gözlerini ayırmadan. — Yoksa pişman olursun.
İleri doğru bir adım attı ve aniden elini salladı, karşı koymayı beklemiyordu. Ama her şey o kadar hızlı oldu ki, birçok kişi ne olduğunu anlamaya bile fırsat bulamadı.
Emma hemen elini yakaladı, vücudunu döndürdü ve tek bir doğru hareketle onu yere serdi. İkincisi müdahale etmeye çalıştı — yanında yere yığıldı. Üçüncüsü bir adım attı — ve o da yere düştü, nasıl olduğunu anlayamadan.
Koridordaki kahkaha, geldiği kadar hızlı kayboldu. Telefonlar hâlâ yukarıdaydı, ama şimdi insanlar tamamen farklı bir şey kaydediyordu.
Emma dikleşti, kameraları tutanlara baktı ve sesi daha da sertleşti:
— Hemen kaydettiğiniz her şeyi silin. Şimdi!
Kimse itiraz etmedi.
— Ve unutmayın, — diye ekledi — eğer biriniz onu bir daha incitmeye kalkarsa, benimle uğraşmak zorunda kalacaksınız.
Koridorda sessizlik hakim oldu. Alex hâlâ tekerlekli sandalyesinde oturuyordu, ıslak, titriyordu ama uzun zamandır etrafında kahkaha yoktu.