eski apartman dairesinde
Yeni taşındığımız evde duvarın arkasından gelen sesleri ciddiye almadık; ustalar duvarı kırınca gerçek ortaya çıktı.
Eski bir apartmanın üçüncü katındaki bu daireyi kiraladığımızda en çok sevdiğimiz şey sessizliğiydi. Şehrin ortasında olmasına rağmen tuhaf bir sakinliği vardı. İlk günlerde bu sessizlik bize huzur veriyordu. Ta ki o sesleri duymaya başlayana kadar.
İlk başta hafif bir tıkırtıydı.
Sanki duvarın arkasında biri parmaklarıyla ritim tutuyormuş gibi düzenli aralıklarla gelen küçük sesler…
Ben bunun eski binalarda olan boru seslerinden biri olduğunu düşündüm. Eşim Elif ise bunun fare olabileceğini söyledi. Ama ses fareye hiç benzemiyordu. Çok düzenliydi. Sanki bilinçli birinin çıkardığı bir sesti.
Gece 23:17 civarında başlıyordu.
Nedense her gece aynı saatlerde.
Birkaç gün boyunca görmezden geldik. İnsan yeni taşındığı evde paranoyak olmak istemiyor. Ama bir gece sesler daha güçlü gelmeye başladı.
Tok… tok… tok…
Sonra kısa bir duraklama.
Tok… tok…
Elif bir anda doğruldu.
“Duyuyor musun?” dedi fısıldayarak.
Başımı salladım.
O gece ilk kez içime bir huzursuzluk çöktü. Çünkü ses sadece rastgele değildi. Sanki bir düzeni vardı.
Ertesi gün komşulara sorduk. Yan daire boştu. Aylar önce kiracılar taşınmış, yeni kiracı gelmemişti.
Kapının altından baktık. Gerçekten boş görünüyordu.
Ama sesler devam etti.
Üçüncü hafta seslere yeni bir şey eklendi.
Fısıltı gibi bir sürtünme…
Sanki duvarın içinde biri hareket ediyordu.
Artık Elif iyice tedirgin olmuştu. Ben hâlâ mantıklı bir açıklama bulmaya çalışıyordum. Eski binalarda gizli boşluklar olur, tesisat kanalları olur, diyordum.
Ama bir gece seslerin ritmini fark ettim.
Tok tok tok
Tok tok
Tok tok tok
Bir süre düşündüm.
Sonra kalbim hızlandı.
Bu… mors alfabesine benziyordu.
Telefonumu açtım ve not almaya başladım.
Sesleri birkaç gece boyunca kaydettim. Nokta ve çizgi gibi düşünerek ritimleri yazdım. Birkaç denemeden sonra ortaya çıkan kelimeyi görünce elim titredi devamı icin sonrki syfaya gecinz…
