kendimi mutlu hissediyordum


Her sabah erken kalkıyor, şehir merkezindeki çiçekçiye gidiyor, müşterilere yetecek kadar gülümsüyor ve akşam ellerim güllerin ve ıslak toprağın kokusuyla eve dönüyordum… ama içimde her şey kül tadı veriyordu.
En kötüsü Ricardo değildi.
En kötüsü Camila’ydı. Çünkü bazen, kamyonların gürültüsü ve sokak satıcılarının bağırışları arasında, onun küçük sesini “Vale anne” diye seslenirken duyduğuma yemin ederdim. O an boğazım düğümlenir, sanki biri yumruğuyla sıkıyormuş gibi nefesim kesilirdi.
Gitmeye karar vermiştim çünkü kendime ihanet ediyordum.
Ama bir parçam hâlâ orada kalmıştı… o evde, arka avluda, Camila’nın bana o sırrı söylediği çamaşır teknesinin yanında. Haberin devamını okumak için sonraki sayfaya geçiniz…